OSMANLI 19.YÜZYIL SARAY İŞİ “EDİRNEKÂRİ” SULTAN II.MAHMUD’UN OĞLU ŞEHZADE MEHMED’İN DOĞUMU İLE İLGİLİ HAKKAKZADE MUSTAFA HİLMİ EFENDİ KETEBELİ (VİLÂDETNAME) TARİH MANZUMESİ

"TARİH-İ ŞEHZADE-İ SULTAN MEHMET"

19.Yüzyıl başı. Osmanlı. Saray işi. Edirnekâri. Sultan II.Mahmud Han (1808-1839) dönemi. Saray Hattatı Hakkâkzade Mustafa Hilmi Efendi ketebeli. Şehzade Mehmed’in doğumu için yazılmış “Tarih-i Şehzade-i Sultan Mehmet”, Hilye-i Şerife formunda tasarlanmış. El çekme, stilize lalelerle tezyinli, tempera ve altın yaldız bezemeli. Taç bölümü ve merkezdeki metnin çevresi zerendud tekniği ile (altın ile) celi sülüs hatla “Tarih-i Şehzade-i Sultan Mehmet, İbn-i Sultan Mahmud Han-ı Adli el-Gazi el-Mücahit fî sebîlillah veffek Allahu Teâlâ fi …” yazılı. Müstesna eserin merkezinde ise ahşap üzerine yapıştırılmış aharlı ve nohudi kâğıt üzerine is mürekkebi ve nesih hatla şehzadenin doğumu için yazılan “Vilâdetname” yer almakta, satırların araları altın beynessütur ile bezenmiş. Vilâdetname’de “Sultan Mehemmeddir benam, Şehzade-i vala-nijad” beyitini takiben şehzadenin Kuran-ı Kerim’in nazil olduğu ayda doğduğu belirtilmektedir. Özel yapılmış çerçevesi içerisinde. Emsaline bugüne kadar rastlanılmamış, ele geçmez ve paha biçilmez müzelik eserdir.

Ölçüler: 100 x 40 cm.
Çerçeve Ölçüsü: 120 x 70 cm.

Viladetname; Şükür-ü sipah olsun sana eyvah-i bihayril murat / İhsanın daima müzdade bir cümle ibat / İnamı tamm bigüman dünyayı kıldı samdan şahen önce oldu yine halk cihan dilhuş / Ve mesruril fuad / Şahen sehi alem cenah mahmud-i han-ı daatkar sab eyledi / Anillah bir vakfı dilhavahut müracaat zirli ilahi müstean odur mülazi bi kesan her pisesi emaurl eman / Endişesi adli ile dahi şol rütbede Ruşen dil-i mati kalbi münceliyim fikri / Dakiki bir kılıter yahut eyler itimat ömrü hümayunu füzenede hüda hayrün / Ekdardan olan Masun olan ol saliki rahi reşad yani ona rabbil enam verdi yine bir mahi tam-ı sultani muhabbettir / Benam şehzade-i vala Nejat olmah de kuran nüzul etmişti bi şekkül zühul doğdu ham namı resul dilgan-ı cavi oldu küşat da serbeser mahisiyam-ı eyyam-i ilk oldu  bi tamam / Lütf eyleyip ola yemam saimlari hep kıldı şaad / Salı günü nisbi nehat olmuş idi husudi var envarını etti nişan ol mahi pakizede Nihat bulsun o nüshet ettiğimiz dünden güne neşvu nema handan olsun daima / hak ömrüne ede Nejat şakirdeki bu tesbihi tam adlidan oldu meh gibi nur-i Muhammed müstefat / Hamdenali li rabbil alemin Ahmedu beda sebis savimin levh felahun alel felal ayneki nisri habibi teala cümle fihi kebhedu ve sema mühemma lizake velihidi bi kasdi ellezi fihi yevmedi fehümrehül hallagu örmen mutevellen meal ihveten ebrari fihi müserretin feyerrehu bi maliki sülbü Mahmuden sevegna mücemmin ve emrün mühennedü ve tansidür emali fihi lifaklihe gayril devleti meyyedü dainnete ya vessafü fethü lehü hayrin feinne zikrihi leyse yen fedü feshane anil ekdar / İyyahü bütün vesellemahül velev azimül müemmet cedü veha ena şakirün kelimü dü aleykim fesellu minküm nazraten teferrücüdü vechi bi tarihin itmame teammeten semen nesli Mahmud edae muheme.

 

Hakkakzade lakabı ile meşhur olan Mustafa Hilmi Efendi, sülüs ve nesihi Laz Ömer lakabı ile tanınan Ömer Vasfi Efendi’den öğrenmiştir. 1819 da Fatih’de Nakşıdil Valide Sultan, daha sonra Sultan Mahmut Türbesi civarındaki Bezmialem Valide Sultan Mektebi’nde hoca idi. Habib Efendi “Hat ve Hattatan” kitabında Hakkakzade Mustafa Hilmi’nin Sultan Mahmut’un iltifatına mazhar olduğunu, onun emri ile 3 kuran yazdığını ve Saray Hattatı olduğunu belirtmektedir. 1851 tarihinde vefat eden önemli hattat Taksim civarındaki Ayazpaşa Kabristanına gömülmüştür. Millet Kütüphanesinde yer alan Mizan’ül Hat adlı yazma eseri çok meşhurdur.