• Vazgeç
    Filtrele
  • Müzayede Kuralları
Filtrele

KOLEKSİYONLUK ESERLER MÜZAYEDESİ | 18

Sayın koleksiyoner ve sanatseverler eserlere pey vermek ve "Online Canlı Müzayede"ye katılmak için web sitemiz üzerinden üye olunuz. İlgilendiğiniz eserler ile ilgili olarak +90 538 833 1391 no'lu telefondan randevu oluşturabilir, The RITZ-CARLTON Residence'daki adresimizde eserleri yakından inceleyebilir ve uzmanlardan bilgi alabilirsiniz.

Müzayedemizde uygulanan komisyon oranı %10, KDV oranı ise %18'dir. Ödeme süresi müzayede bitiminden sonra 7 (yedi) iş günüdür, ödemelerde o günkü "TC Merkez Bankası" döviz kuru esas alınır. Açık arttırma sonrası "SATIŞ İPTALİ, CAYMA HAKKI veya ALIMDAN VAZGEÇME" söz konusu değildir, hukuki işlem başlatılır ve cezai şartlar uygulanır.

Lot: 26 » Tablo

HOCA ALİ RIZA (1858-1930) / 8 ADET

Eski Türkçe imzalı. Kağıt üzeri taş baskı. 8 adetten oluşan (çerçeveli) koleksiyon.

Ölçüler: 28 x 20 cm. / 25 x 17 cm

1858 yılında Üsküdar'da doğduğu için sanat tarihimize Üsküdarlı Hoca Ali Rıza adıyla geçmiştir. Süvari binbaşısı Mehmet Rüştü Bey'in oğludur. Rüştiyedeki öğrenciliği sırasında resim derslerindeki yeteneği ile dikkat çeken Hoca Ali Rıza, resim derslerini Osman Nuri Paşa, Süleyman Seyyid Bey ve M.Kess'den almıştır. 1884'te teğmen olarak Harbiye'yi bitiren ressam, bu yüksek okula resim öğretmeni olarak girmiştir. 1910 yılında Yarbaylıktan emekliye ayrılan sanatçı Kuleli Askeri Lisesi ve Harbiye' de, emekli olduktan sonra da Darülşaffaka, Kız Sanayi-i Nefise Çamlıca, Üsküdar ve Ameli Hayat Kız okullarında 47 yıl resim hocalığı yapmış ve pek çok öğrenci yetiştirmiştir. II. Meşrutiyet’ten sonra kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nde başkanlık yapmıştır. Hoca Ali Rıza gerçekten içli, duygulu manzara resimlerinin yanı sıra “kartpostal” beğenisine giden resimler yapmış olsa da, etkilerden uzak, doğa sevgisine dayanan bir manzara türü geliştirmiş ve bu yolla resmin yaygınlaşmasına büyük katkıda bulunmuştur. Berlin üniversitelerinin kendisi ile ilişkiler kurmak için çabaladığı bu ünlü sanatçımız kurşunkalem çalışmalarında kurallar kurmuş bir üstattır. Aşık olduğu tabiatın içine girip resimler yaparak ömrünü tamamlamıştır. Her sabah şafakla birlikte kalkar, Üsküdar'ın ve Boğaz'ın zenginliklerle dolu tepelerine tırmanır bir kaya parçasından, bir yelkenliden, bir fıstık ağacı siluetinden, bir İstanbul ahşap evinden bin bir renk manzumesi ile şaheserler yaratırdı. Hoca için realizmin en zengin temsilcisi diyebiliriz. 1930'da Üsküdar'daki evinde öldü. Hoca Ali Rıza, Türk Resim Sanatı Tarihi'nde eşine rastlanmayan bir değer olarak kabul edilmektedir. Birçok müze ve özel koleksiyonda eserleri mevcuttur.

Detaylar
Lot: 27 » Tablo

HOCA ALİ RIZA (1858-1930) / 8 ADET

Eski Türkçe imzalı. Kağıt üzeri taş baskı. 8 adetten oluşan (çerçeveli) koleksiyon.
Ölçüler: 28 x 20 cm. / 25 x 17 cm

1858 yılında Üsküdar'da doğduğu için sanat tarihimize Üsküdarlı Hoca Ali Rıza adıyla geçmiştir. Süvari binbaşısı Mehmet Rüştü Bey'in oğludur. Rüştiyedeki öğrenciliği sırasında resim derslerindeki yeteneği ile dikkat çeken Hoca Ali Rıza, resim derslerini Osman Nuri Paşa, Süleyman Seyyid Bey ve M.Kess'den almıştır. 1884'te teğmen olarak Harbiye'yi bitiren ressam, bu yüksek okula resim öğretmeni olarak girmiştir. 1910 yılında Yarbaylıktan emekliye ayrılan sanatçı Kuleli Askeri Lisesi ve Harbiye' de, emekli olduktan sonra da Darülşaffaka, Kız Sanayi-i Nefise Çamlıca, Üsküdar ve Ameli Hayat Kız okullarında 47 yıl resim hocalığı yapmış ve pek çok öğrenci yetiştirmiştir. II. Meşrutiyet’ten sonra kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nde başkanlık yapmıştır. Hoca Ali Rıza gerçekten içli, duygulu manzara resimlerinin yanı sıra “kartpostal” beğenisine giden resimler yapmış olsa da, etkilerden uzak, doğa sevgisine dayanan bir manzara türü geliştirmiş ve bu yolla resmin yaygınlaşmasına büyük katkıda bulunmuştur. Berlin üniversitelerinin kendisi ile ilişkiler kurmak için çabaladığı bu ünlü sanatçımız kurşunkalem çalışmalarında kurallar kurmuş bir üstattır. Aşık olduğu tabiatın içine girip resimler yaparak ömrünü tamamlamıştır. Her sabah şafakla birlikte kalkar, Üsküdar'ın ve Boğaz'ın zenginliklerle dolu tepelerine tırmanır bir kaya parçasından, bir yelkenliden, bir fıstık ağacı siluetinden, bir İstanbul ahşap evinden bin bir renk manzumesi ile şaheserler yaratırdı. Hoca için realizmin en zengin temsilcisi diyebiliriz. 1930'da Üsküdar'daki evinde öldü. Hoca Ali Rıza, Türk Resim Sanatı Tarihi'nde eşine rastlanmayan bir değer olarak kabul edilmektedir. Birçok müze ve özel koleksiyonda eserleri mevcuttur.

Detaylar
Lot: 44 » Obje

OSMANLI 19.YÜZYIL TEKKE İŞİ HAT DEKORLU (COCONUT) KEŞKÜL’Ü FUKARA

Ölçüler: 13 x 25 cm.

Keşkül, seyahat eden dervişlerin yiyecek ve içeceklerini saklamak için kullandıkları, ham maddesi bir nevi hindistan cevizi olan avadanlıktır. Büyüklüklerine göre ayrılan keşküllere üç farlı isim verilmiş; bahr, genc, guldan. Dervişler tarafından kullanılan, hindistancevizi veya abanozdan yapılmış çanak, beyzî bir tas olup, dervişler topladıkları sadaka ve kendilerine verilen gıdayı bunun içine koyarlar ve bir zincir ile omuzlarına asarlardı. Omuz dışında boyuna asılarak, kemere takılarak ve elde taşınarak ta kullanıldığına kaynaklardaki derviş tiplemelerinde rastlanmaktadır. Dilenmek, gezgin dervişler ve tarikat mensubu olmayan fakir halktan kişiler dışında, bir tekkeye mensup dervişlerce, maddi ihtiyaçtan kaynaklanmayıp, tasavvufi olgunluklarını geliştirmeye yönelik “insani kibir”i yok etme amaçlı bir tasavvufi eğitim yöntemi olarak uygulanmıştır. Derviş sabrıyla, bunca ince işçilikle oluşturulmuş keşküller ise, dilenme aracı olmaktan çok bunun arkasında yatan tasavvufi düşüncenin sembolleştirilmiş ürünleridirler. Keşküllerin tarikat erbabı için esas faydası çok daha pratik gerekçelere dayanmaktadır. Seyyah dervişler çölde su kabı, kuyuda kova, bardak, maşrapa, ibrik niyetine kullanmışlardır. Naksi tekkelerinde içinde şeker, hurma, üzüm, incir gibi tatlı yiyecekler bulunan keşkül zikir sonrası "alâ bereketillah" diyerek şekerlik vazifesi görmüştür. Keşküle ait bir çok keramet de, tasavvuf literatüründe yer almaktadır. Eserlerde teknik,  malzeme ve bezeme olarak el sanatlarımızın bazen bir, bazen de birçoğunun bir arada kullanıldığı uygulamalar görülmektedir. Keşküller Ayetli yazı bordürleri yada geometrik formlar içerisinde bitkisel düzenlemeler, insan ve hayvan figürleri motifleriyle kabartma, kazıma, oyma ve kakma teknikleriyle bezenmiştir. Keşkül, Anadolu’da Abdallar, Kalenderler, Bektaşiler tarafından kullanılmıştır. Bazı tarikatlarda nefs terbiyesi için buna izin verilmişti, içine her çeşit gıda maddesi ve para konulurdu. Yine de Turuk-i Aliyye dediğimiz Mevlevilik, Kadirilik ve Nakşibendilik gibi tarikatlarda hoş karşılanmamıştır. Bu tarikat mensupları sadakat ve olgunluklarını başka yollarla tamamlamış, ancak kendilerine verilenleri reddetmemek için almışlardır.

Detaylar
önceki
Sayfaya Git: / 8
sonraki