OSMANLI HANEDAN ALAMETİ SULTANİ GÖĞÜS BROŞU

19.Yüzyıl. Osmanlı. Saray işi. Hanedan parçası. Osmanlı Hanedan Alameti müstesna göğüs broşu, Topkapı Sarayı mücevher atölyelerinde Ehl-i Hiref sanatkârları tarafından İmparatorluğun tüm ihtişamını gözler önüne serecek şekilde, bir statü ve güç belirtisi olarak Osmanlı Devlet Arması model alınarak altın montür üzeri elmas ve güvercin kanı yakut taşlar ile bezeli ve arkadan tek uzun iğne ile takılacak şekilde, kallavi ebatlarda ve sultani özelliklerde Hanedan mensubu biri için özel olarak tasarlanılarak imal edilmiştir.

İnsanlık tarihi boyunca mücevher daima gücün ve asaletin sembolü olmuştur. Türklerin, Orta Asya’dan Selçuklu dönemine uzanan sürecinde, yüzyıllar içinde geliştirdiği köklü kuyumculuk geleneği, Osmanlı döneminde mükemmelliğe ulaşmış, İmparatorluğun gelişmesi ve zenginleşmesi ile giderek önem kazanmış ve İstanbul dünyanın önemli mücevher üretim merkezlerinden biri olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nda kuyumculuk padişahlar tarafından himaye edilmiş ve her zaman en saygın mesleklerden biri olmuştur. Osmanlı kuyumculuk ürünleri içinde başta padişah ve ailesi olmak üzere sarayın ileri gelenlerinin mücevherleri halka göre çok daha sanatkârane ve ihtişamlıdır. Osmanlı'da mücevher, takıdan daha çok iktidar simgesi olarak iktidarın gücünün göstergesi olarak bilinir, sultanlar tarafından bazı mesajları vermek ve bir anlamda kendilerini ifade etmek amacıyla kullanılırdı. Hanım Sultanlar ise haremdeki diğer kadınlar üstünde güçlerinin göstergesi olarak daima farklı giyinirler ve çok daha değerli mücevherler kullanırlardı.

Eser,  Osmanlı’da saltanatın kudretini ve zenginliğini belli eden, güç ve yenilmezlik verdiğine, ruhu temizlediğine inanılan 5 adedi iri 220’den fazla elmas ile tehlike karşısında geçici bir kedere kapılındığında tercih edilen, güç, kudret ve şehveti temsil eden, Cevhername’lerde ki inanışa göre taşıyanı ateşin yakmayacağına zan edilen güvercin kanı renkte 69 adet yakut taş mıhlanarak tezyin edilmiştir. Eserde, Osmanlı Devlet Arması’nda ki üslup devam ettirilerek simgesel anlamda “yıldız” hayatın sebebi, gündüz ve aydınlığın simgesi olarak halifeliği, “hilal” Osmanlı Devleti’nin Meliki padişahı, “silahlar” devlet gücünü, “çiçekler”de sevgi ve muhabbeti ifade etmektedir. Armanın tacındaki hilal bu eşsiz mücevherde hafif sola, batıya doğru çevrilmiş ve içindeki padişah tuğrası olan bölüm, üst üste binen beş köşeli iki yıldız ve merkezine iri bir taş ile rozet şeklinde uygulanmıştır. Osmanlı Devlet Arması’nda Osmanlı Sancağı ve Hilafet Sancağı olarak iki sancak bulunurken eserde sadece boydan boya sıralı yakutlar ile zenginleştirilmiş Osmanlı Sancağı’na yer verilmiş, sancağın nihayetlendiği yer uzun lale formlu bir fiyonk ile tamamlanmıştır. Diğer yönde en üstte “Baltacılar Ocağı”nın kullandığı tören silahı tek yüzlü teber (balta), altında ise Türklerin milli silahı ok ve mızrak bulunmaktadır. Eserin genelinde elmas bezemeler ile öne çıkarılmış, yer yer yakutlar ile zenginleştirilmiş manevi ilhamlar sebebiyle bulunduruldukları düşünülen ve Osmanlı’nın estetik yönüne dikkat çeken çiçek, dal ve yapraklar yoğun şekilde kullanılmıştır. Broşun iskeletini oluşturan kalın ok gövdesinin yüzeyi ise grave tekniği ile stilize floral motifler ile tezyin edilmiştir. Eserdeki en önemli detay sancağın finalinde yakutlarla bezeli Latin harfi şeklinde bir motifin tatbik edilmiş olmasıdır ki broşun intikal ettiği hanedan mensubu ailenin beyanına göre“S” okunan bu harf, broşun sahibi Sultan’ın baş harfidir.

Sarayda “Ehl-i Hiref “ isimli sanatkârlar zümresinde yer alan kuyumcular Topkapı Sarayı'nın Orta Kapısı ile Akağalar Kapısı arasında kalan “Bîrun” denilen bölümde yaşarlardı. Kuyumcular, devşirmelerin kabiliyetlilerinden yetiştirilirdi. Âmirlerine kuyumcu başı denirdi.  Ehl-i hiref teşkilâtında kuyumculukla uğraşan pek çok ustanın ve çeşitli bölüklerin yer aldığı belgelerden anlaşılmaktadır. Bunların başında altın işçiliği yapan "Zergerân" bölüğü gelirdi. Yeşim, necef ve maden eserler üzerine altın kakmacılığı yapanlar "Zernişâni", taş yontucu ve işlemeciler "Hakkâkân", taşa foya yapanlar ise "Foyager" olarak adlandırılırlardı. Atölyeleri günümüzde Darphane-i Amire yapıları olarak bilinen, sarayın 1.Avlusu’ndaki Ambar-ı Amire’de bulunurdu.

Topkapı Sarayı Hazinesi’nden muhtemelen hediye veya sultanların çeyiz eşyası olarak çıkmış, teşhir standlı orijinal muhafaza kutusu mevcut olan, fevkalade kondisyona sahip müstesna eser gerek saray nakkaşları tarafından yapılan eşsiz tasarımı ve göz alıcı ihtişamı, gerekse Hanedan’a ait olması sebebi ile Osmanlı Mücevher Sanatı’nın eşsiz bir başyapıtı, ele geçmez nadirlikte ve kıymette müzelik bir örneğidir.

Ölçüler: 67 x 104 mm.

Provenans: Osmanlı Hanedan Koleksiyonu