OSMANLI ERKEN DEVİR GÜMÜŞ TAS

Erken devir, Osmanlı. Muhtemelen İmparatorluğun kuruluş dönemleri.  Sasani üslubunda. Ana temasını Avrasya Hayvan Sembolizmi’nin oluşturduğu eser, yekpare gümüşten kabartma/repousse, kazıma/grave, kalemişi ve dövme tekniği ile yüksek halka kaide tabanlı, yuvarlak çukur gövdeli, yüksek yayvan kenarlı ve omphalos’u tabana arkadan penç motifli bir göbek ile perçinlenmiş aplike geniş oval rozetli olarak imal edilmiştir. Tabandaki penç motifli göbek ve esere uygulanışı erken dönem 1500’lü yıllara ait gümüş eserlerde sıkça görülen karakteristik bir özelliktir.

Sasani İmparatorluğu, (Sasani Devleti veya Sasaniler ya da İkinci Pers İmparatorluğu), dördüncü büyük İran Hanedanı ve ikinci Pers İmparatorluğu'nun adıdır. Adını asıl kurucusu sayılan destan kahramanı, Hükümdar Erdeşîr-i Bâbekân’ın dedesi, İstahr’daki Anahita âteşkedesinin muhafızı Sâsân’dan alır. Sasani dönemi, Pers medeniyetinin en önemli başarılarına tanıklık etmiş, kültürel etkisi imparatorluk sınırlarının çok ötesine, Batı Avrupa'ya, Afrika'ya Çin'e ve Hindistan'a kadar ulaşmıştır. Ayrıca bu kültürel etki Avrupa ve Asya ortaçağ sanatının oluşmasında göze çarpan bir rol oynamıştır. Bu etki erken dönem İslam dünyasına kadar taşınmıştır. Hanedanın kendine has ve aristokratik kültürü, İran'ın fethini bir Pers Rönesansına dönüştürmüştür. Daha sonra İslami olarak adlandırılan kültürün, mimarinin, yazımın ve diğer becerilerin çoğu Sasaniler’den daha geniş Müslüman dünyasına aktarılmıştır.

Hayvan Üslubu, Orta Asya'dan Rusya'ya kadar uzanan tüm Avrasya steplerinde, yaklaşık olarak MÖ 1000 / MS 1000 yılları arasında madeni eşya üzerinde uygulanmış bir üsluptur. Temel özelliği biçim malzemesi olarak yalnızca üsluplaştırılmış hayvan betilerini kullanması ve taşınabilir eşyalar üzerinde görülmesidir. Hayvan figürleri, İslamiyet öncesi inanışlardan günümüze kadar gelen derin bir inanç sembolizmine dayandırılır. Fransız Türkolog J.P. Roux, birçok kültürde hayvan motiflerinin işlendiğini ama Türklerin hayvan sembolizmine getirdiği zevkin inkâr edilemeyeceğini belirtmiştir. Eski Türk inanışlarında hayvanlara özel bir anlam verildiği ve Türk Sanatı’nda hayvan üslubu kapsamına giren bütün figürlerin simgesel ve mitolojik anlamları olduğu bilinmektedir.

Eserin merkezinde yer alan aslan (panter) figürü geniş yeleli, sivri kulaklı, belirgin göz ve burun ile sivri dişli, açık ağızlı olarak tasvir edilmiştir. Palmet motifiyle nihayetlenen kuyruğu sırtının üzerinde gövde oylumlarına paralel bir hat çizerek uzamakta ve “S” şeklinde yukarı kıvrılmaktadır.

Yarım palmet ya da Rumî motifleriyle nihayetlenen aslan kuyruklarına İskit sanatından itibaren rastlanmaktadır.  Abbasi dönemi Samarra Cevsak-ül Hakani Sarayı harem dairesi freskinde bulunan 9. yüzyıla tarihlenen aslan figürünün stilize ediliş tarzı buna örnektir.

Eserdeki aslan figürü güç, kuvvet, yiğitlik, kahramanlık, hükümdarlık sembolü olarak ve aynı zamanda nazarlık ve tılsım oluşturmak amacıyla tasvir edilmiştir. Önden gösterilmiş pek çok aslan figürü, Türk-İslam Sanatı’nda gerek mimaride gerek küçük objelerde bolca kullanılmıştır. Bu tasvire sahip benzer örnekler; Diyarbakır Ulu Camii’nin (1091) doğusundaki giriş açıklığının iki köşeliğinde simetrik olarak işlenmiş boğayla mücadele eden aslan figürü, Diyarbakır Surları’ndaki kanatlı aslan figürü, Halep Kalesi (1209) içinde kapı üzerinde yer alan aslan figürü, Antalya Alara Han (1229-32) portal kitabesinin iki yanında ve iç mekânındaki aslan şekilli konsollar, Kayseri Tuzhisar Sultan Han’daki (1232-36) aslanlı çörten, Muş’taki Aslanlı Han’da (1307) yer alan figürlerdir.

Aslan figürü, Mısır ve Eski Mezopotamya ve Asya sanatlarında olduğu gibi Anadolu uygarlıklarından Hitit, Urartu, Frig, Lidya, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Beylikler dönemi sanatlarında da hâkimiyet, kudret ve koruyucu hayvan sembolü olarak üslup farklılıklarıyla yer almıştır. Aslan, gök unsuruna uygun olarak zafer kazanan konumda ve iyi-kötü, aydınlık-karanlık gibi kavram çiftlerinden olumlu olan taraftır. Türk Kültürü’nde güç, kudret ve erk sembolü olduğu, astrolojik ve tasavvufi anlamlarının bulunduğu bilinmektedir. Osmanlı sarayına ilk defa Kanuni Sultan Süleyman zamanında alınmışlardır. Aynı zamanda savaşçı kahramanlar, krallar ve savaşçı tanrı ve tanrıçalar için kullanılan bir semboldür. Bir hükümdarın dönemindeki barışı, mutluluğu adaleti simgeler ayrıca savaş, zafer, iyinin kötüyü yenmesi, kuvvet ve kudret simgesi, saltanatın, ihtişamın göstergesi ve hâkimiyet alâmeti sayılan bu vahşi hayvanlar Kraliyetin ve aristokrasinin de amblemidir.

Eserde aynı yöne bakan şekilde üç adet kuş figürü tasvir edilmiş ve konik kaideler ile omphalos’tan yükseltilmiştir. Osmanlı Sanatı’ndaki şah örnekleri Topkapı Sarayı Sünnet Odası iki yanındaki kuşlu panolardır.

Musevi, Hıristiyan ve Müslüman toplumların tümünde günahsız insan ruhunu simgeleyen dini temalı bir sembolizme sahip olan kuşlar mutluluk, sevinç, sevgi, özlem, haber beklentisidir, kadın ile özdeşleşmiştir. Kuvvet ve kudreti de simgeler ayrıca uğurlu ve kutsal sayılırlar çünkü gök tanrılarının yönetimindedirler.

Eser, natüralist stilize bitkisel motiflerin sarmaladığı aslan (panter) figürü ile oluşturulmuş realist kompozisyona sahip omphalos’una perçinlenmiş aynı yöne bakan yüksek konik kaideli üç adet kuş figürü ve etrafında dört adet balık pulu dekorlu “Selçuklu Münhanîsi” rozet ile tasarlanmış ve yoğun altın vermey ile zenginleştirilmiştir. İç yan yüzeyi“Kayı Boyu” damgasını çağrıştıran düzenli sıralı noktalama ve geometrik şekiller ile tezyin edilmiştir. Fevkalade kondisyonda, olağanüstü işçiliğe ve tasarımsal görselliğe sahip gerçek bir koleksiyon parçası ve ele geçmez nadirlikte müzelik eserdir.

Çap: 12.3 cm.

Yükseklik: 3 cm.

Ağırlık: 85 gr.     

Provenance: Mısır’ın ilk Başbakanı Nubar Paşa (1825-1899) Koleksiyonu